■ ■ Son model mutfak aletleri tanıtımları, markalı beyaz eşyalar... ■ ■ Arçelik, Beko, Profilo, Philips, Siemens marka mutfak aletleri tanıtımları... ■ ■ Samsung markasının beyaz eşya piyasasına yeni giren ürünleri, Samsung buzdolabı, Samsung bulaşık makinesi... ■ ■ Tatilde neler yenir, hangi tatil yeri hangi yemeğiyle ünlü?... ■ ■ Yeni sağlıklı otomobil modelleri, sağlık kavramını ön plana çıkaran son model arabalar hakkında bilgiler... ■ ■ Mutfakların mücevherleri rostfrei çatal kaşık bıçak markaları; Jumbo, Hisar ve Karaca marka mutfak gereçleri... ■ ■ Sofraların olmazsa olmazı porselen yemek takımları, Karaca sofra takımı tanıtımı... ■ ■ Özel hastanelerin özellikleri ve devlet hastanelerinden farkları; özel hastane ücretleri... ■ ■ Elektronik tıbbı cihazlar, hastaneler ve aile hekimlikleri için tıp cihazları fiyatları... ■ ■

Mutlu Evlilik İçin Yakınlaşmanın Önemi (Öykü)

Yazının Tam Başlığı: Mutlu Evlilik İçin Yakınlaşmanın Önemi (Öykü)
Mutlu Evliliğin Sırları

Mutlu Evlilik İçin Yakınlığın Önemi:

Dünkü yazımızda, mutlu evlilik hakkında bir öyküyü paylaşmaya söz vermiştik; ama önce öykünün konusuyla ilgili önemli birkaç noktaya değinelim.

Mutlu evlilik bütün evli çiftlerin ve bir ilişkiyi sürdürmeye çalışan herkesin merak ettiği bir konu. Evlilikte nasıl mutlu olunur? Mutlu evlilik nasıl sağlanır? Mutlu evliliğin sırları veya formülü nedir?

Öncelikle bilinmesi gereken, mutlu evlilik için kişilerin kendi üzerlerine düşen şeyleri genellikle yapmadığıdır. Biz hiç yoktan birbirimizi kırmaya, incitmeye devam edelim, evimizi gergin bir ortama dönüştürelim, mutlu evlilik denen şey de bu arada kendiliğinden gelip üstümüze konsun… Böyle olmayacağı kesin tabii…

Mutlu evlilik için öncelikle, çiftler birbirine karşı içten bir barışıklık içinde olmalıdır. Gereksiz kırıcılık gibi, gereksiz kırılganlık da bu barışıklığa engeldir. Bu nedenle, öncelikle eşinizin sizin düşmanınız olmadığını kabul etmelisiniz.

Daha sonra, eşinize karşı sıcak bir ilgi ve yakınlık şarttır. Buradaki “yakınlık” kavramı, yalnızca psikolojik bir algılamayı değil, bilinen en düz anlamıyla, fiziksel bir yakınlığı da içerir. Akşamları salonun en uzak köşelerinde oturan çiftlerin mutlu evlilik hayalini gerçekleştirme şansı, aynı koltukta birbirine dokunarak oturan çift kadar yüksek olamaz.

Eğer eşiniz o sırada başka bir şeyle meşgul ise, onu bunaltmadan, yine de yanında, yakınında olmanın büyüsü, mutlu evlilik için önemli noktalardan biridir. Aynı evin içinde, birbirine dokunmadan, hatta başını kaldırıp birbirine bakmadan yaşayan çiftler o kadar çok ki… Oysa bunun tam tersine, eşinize bakmak, hatta, daha doğrusu onu “seyretmek” için zaman ayırmalısınız. Onu hissederek yaşamalısınız.

Bu konuda söylenecek çok şey var; ama bunları sonraki yazılarımıza bırakıp, önceki yazımızda söz verdiğimiz öyküye geçelim. Yazarı kimdir, bilmiyorum. Daha önce sosyal medyada rastlayıp öylesine okumuş olabileceğiniz bu öyküyü, şimdi bir kez de yukarıda söylenenlerin ışığında okumanızı tavsiye ediyorum.
.


.

Mutlu Evlilik Hakkında, Hüzünlü Bir Öykü

Ben mutsuz bir erkektim, mutlu evlilik denen hayali asla yakalayamamış, evliliği sıkıcı bir cehennem hayatı gibi yaşamak zorunda olan bir erkek… Karımla severek evlenmiştik, ama evlendikten sonra aramızdaki o sıcaklık nedense yok olmuştu. Oysa Jane, bana o eskiden hatırladığım sıcaklığı yaşatan harika bir kadındı. Eşimden ayrılıp kendisiyle evlenmek konusunda Jane’e söz vermiştim. Çünkü onunla iken mutluydum.

O akşam eve geldiğimde, eşim akşam yemeği için sofrayı hazırlıyordu. Elini tuttum, şaşırdı. Onunla önemli bir şey konuşmak istediğimi söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeğini yemeye başladı. Gözlerinde yine o korkuyu gördüm.

O kötü bir eş değildi, ama gerçek olan, onunla mutlu olmadığımdı. Onun da mutlu olmadığını biliyordum. Bütün heyecanıma karşın mutlaka söylemeliydim, ama söze bir türlü giremiyordum. Sonunda, en kestirme şekilde, tek cümle halinde söyledim:
—”Ben boşanmak istiyorum.”

Önce sinirlenmedi, sözlerime karşılık vermedi, sadece sebebini sordu. Bir cevap veremedim ve buna çok sinirlendi, elindeki çatal bıçakları yere fırlattı. Bana bağırdı ve adam olmadığımı söyledi.

O akşam tek kelime konuşmadık. Eşim bütün gece ağladı. Farkındaydım, evliliğimizin ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek birşey söyleyemeyecektim. Ne söylesem bana hak vermeyecekti. Ben Jane’e aşık oldum, eşimi sevmiyorum artık.

Bu vicdan azabıyla bir evlilik sözleşmesi hazırladım, Evi, arabayı ve şirketin yüzde otuzunu ona bırakacaktım. Sözleşmeye kısa bir süre baktı ve sonra öfkeyle yırtıp attı. On yıl hayatımı paylaştığım bu kadın, bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum, ama geri dönemezdim, Jane’e çok aşık olmuştum.

Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu benim beklediğim bir tepkiydi. Onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu. Bir süredir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu fikir bende saplantı haline gelmişti ve şimdi bu duyguyu daha da güçlü hissediyordum, evet doğru karardı.

Bir sonraki akşam eve geç gelmiştim ve eşimi masada yazı yazarken gördüm. Çok uykum vardı, akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onun masada hâlâ yazı yazmakta olduğunu gördüm. Benim umurumda değildi ve başımı çevirip uyumaya devam ettim.

Ertesi sabah bana boşanma koşullarını yazılı halde sundu. Benden hiçbir şey istemiyordu, sadece boşanacağımızı insanlara duyurmadan önce bir ay zaman istiyordu. Bu bir ay boyunca normal bir aile gibi davranmamızı da istedi. Oğlumuzun bir ay sonra sınavları vardı ve bu dönemde ona bu ağır yükü bindirmemeliydik. Bu kabul edilebilir ve anlaşılabilir bir istekti, ama anlayamadığım bir isteği daha vardı:

Bana, düğün gecemizde onu kapıdan içeriye nasıl taşıdığımı hatırlayıp hatırlamadığımı sordu. Şimdi de bunun tersini istiyordu. Bir ay boyunca her sabah onu yatak odasından kapıya kadar kucağımda taşıyacaktım. Delirdiğini düşündüm, ama son günlerimizin iyi geçmesini istiyordum, bu nedenle kabul ettim.

Sonra eşimin bu şartlarından ve ilginç isteğinden Jane’e bahsettim. Jane yüksek sesle gülüp bunun çok saçma olduğunu ve eşimin eninde sonunda boşanmayı kabul etmek zorunda kalacağını söyledi. Haklıydı.

Eşimden boşanmayı kafama taktığım günden beri fiziksel temasta bulunmamıştık. Bu nedenle ilk gün onu kucağıma alıp kapıya kadar götürdüğümde tuhaf bir duygu yaşadım. Oğlumuz arkamızdan geliyor ve alkışlıyordu. Gülerek, “Babam annemi kucağında taşıyor” diye bağırdı. Bu durum onu çok sevindirmişti, ama sözleri benim canımı acıtmıştı…

Yatak odasından evin kapısına kadar on metre taşıdım. Eşim gözlerini kapattı ve kulağıma, “oğlumuza boşanacağımızdan bahsetme” diye fısıldadı. Ben de başımı öne eğerek “tamam” dedim. İçime bir üzüntü çöktü. Kapı önünde onu bıraktım. Eşim otobüs durağına gitti ve onu işe götürecek olan otobüsü beklemeye başladı. Ben de tek başıma ofise gittim.

İkinci gün bu oyunu oynamak bize daha kolay gelmişti. Eşim başını göğsüme yasladı, uzun zamandır ilk kez onun kokusunu duydum. Birden eşime uzun süredir bakmadığımı anladım. Yüzüne dikkatle baktım, onun evlendiğimiz zamanki kadar genç olmadığını farkettim. Yüzünde hafif çizgiler oluşmuş, saçlarına aklar düşmüştü. Geçen yıllar öylesine yanından geçmemişti.

Dördüncü gün onu kucağıma aldığımda, özlediğim bir güven duygusu yaşadım. Bu kadın, bana hayatının on yılını hediye eden kadındı. Onu kucağımda taşımak bana hiç de zor gelmemeli, diye düşündüm.

Beşinci gün bu güven duygusu daha da büyümüştü. Tabii bundan Jane’e bahsetmedim. Eşimi kucağımda taşımak, bana zor gelmemeli diye düşünüyordum, ama zaten günler geçtikçe onu taşımak daha da kolaylaşmıştı. Belki de bu sayede yaptığım antrenmandan dolayıdır, diye düşündüm.

Eşim çok üzüntülü gibi davranmıyordu, normal bir aile gibi yaşıyorduk. Bir sabah onu ne giyeceğini düşünürken izledim. İsyan ederek, kıyafetlerin her geçen gün biraz daha bol geldiğini söyledi. O anda, onun ne kadar süzüldüğünü ve kilo verdiğini farkettim. Demek ki onu her sabah daha kolay taşıyabilmemin sebebi buydu.

Birden, acı bir düşünce, yüzüme yumruk gibi vurdu. Eşim, boşanacak olmamızın acısını ve üzüntüsünü sessizce kalbinde taşıyordu, bu yüzden sürekli zayıflıyordu. Eşim yatağın kenarında oturuyordu, farkında olmadan başını okşadım. O sırada oğlumuz odaya geldi ve gülerek, “Hadi baba, annemi taşıman lazım” dedi. Güldüm, “tabii taşıyacağım” dedim. Bu iş artık hayatımızın hoş bir parçası olmuştu, oğlum da bu durumdan memnundu. Babasının annesini odadan kapıya kadar kucağında taşıması…

Eşim, oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkı sıkı sarıldı. Ben başımı çevirdim. Duygusal bir an yaşıyordum ama bunu atlatmalıydım. Son günlere yaklaşmışken, kararımdan vazgeçmek istemiyordum. Onu kucağıma aldım ve yatak odasından kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben onu sıkı sıkı tutmuştum. Tıpkı evlendiğimiz gün gibi…

Ne var ki, onun bu kadar kilo vermesinden artık iyice huzursuzlanmıştım. Ben boşanma gününün bir an önce gelmesi için günleri sayarken, onun üzüntüden sessizce erimesi, içime dokunuyordu.

Bir aylık sürenin sonuncu günüydü, eşim o gün evde yapacağı hazırlıklar için iş yerinden izin almıştı. İşe gitmeyecek olduğu halde, onu kucağımda kapıya kadar taşıyıp, kapının önüne bıraktıktan sonra, bir süre yanından ayrılamadım. Oğlumuz okuldaydı. Eşimin gözlerine bakarak, “hayatımızdaki yakınlığın ve sıcaklığın, son yıllarda ne kadar eksildiğini, şimdi farkediyorum. Meğer bir zamanlar evliliğimizi mutlu evlilik yapan, o yakınlık ve sıcaklıkmış” dedim. Eşim hiçbir şey söylemedi.

Onu kapının önünde bırakıp, Jane’in evine koştum. Evet, yürümüyordum, gerçekten koşuyordum. Kaybedilecek her anın kararımı değiştirmesinden korkuyordum. Merdivenden yukarı koşarak çıktım, yukarı varınca Jane kapıyı açtı. Gülerek, “bugün son gündü değil mi?” dedi. Benimse onu dinleyecek halim yoktu. Âdeta bağırarak, “karımdan boşanmayacağım!” dedim.

Jane gülmeyi bırakıp, şaşkın bir ifadeyle elini alnıma koydu ve “Senin ateşin mi var?” diye sordu. “Üzgünüm Jane, ama ben artık boşanmak istemiyorum” dedim. “Evliliğimizin renksiz kalması, sevgi eksikliğinden değil, birbirimizin sıcaklığını unuttuğumuzdandı. Evlendiğimiz gün ona ömrümün sonuna kadar sadakat sözü verdiğimi ve bu sözü bana unutturan şeyin de birbirimize sıcak davranmayı bırakmış olmamızdan başka birşey olmadığını kavradım ve…”

Ben konuşmayı heyecanla sürdürürken, birden Jane’in yüzü asıldı. Kararımın kesin olarak değiştiğini anlamıştı. Yüzüme bir tokat attı ve kapıyı kapatarak içeride ağlamaya başladı. Hemen aşağıya koşup, en yakın çiçekçiye gittim, eşime bir buket çiçek aldım. Üzerindeki karta da “Hayatımın sonuna kadar, seni her sabah taşıyacağım” yazdım.

Koşarak eve döndüm. Eve vardığımda, kapıyı çalarken yüzümde kocaman bir gülücük vardı. Kapıyı aile doktorumuz açtı. Ben şaşkınlıkla durumu kavramaya çalışırken o usulca kolumdan tutarak, eliyle yatak odasını işaret etti. Elimde çiçeklerle yatak odasına gittim. Eşim, yatağın üstünde cansız yatıyordu.

Daha sonra doktorun anlattıklarından öğrendim ki, eşim aylardır kanser ile savaşıyordu: Fakat birbirimize bakmayı ihmal ettiğimizden ve ben Jane ile ilgilenmekten bunu farketmemiştim. Eşim fazla yaşamayacağını bildiği için, beni oğlumun negatif tutumundan korumaya çalışmıştı, en azından oğlumun gözünde iyi bir eş olarak kalmamı istemişti.

Ağlayarak, eşime sarıldım. Birbirimize pek sarılmadan geçirdiğimiz yılları telâfi etmek istercesine, onu hiç bırakmadan, sonsuza dek sarılmak istiyordum.
.


Eşinize yakın durarak, ona dokunarak yaşayın. İlişkideki küçük şeylerdir önemli olan. Villâlar, arabalar, çok paralar değil. Bunlar sadece hayatı kolaylaştırır, ama asla mutluluğun temeli olamazlar. Eşinizle yaptığınız tartışmalardan ve kavgalardan kazanacağınız hiçbir şey yok, kaybedeceğiniz ise, evliliğiniz ve mutluluğunuz. Evliliğinize zaman ayırın ve ilişkinin güven ve huzur anlamına gelecek yönleriyle meşgul olun. Mutlu bir beraberlik yaşayın. Bu yazıyı da okuyunuz: ► Evlilikte Yakın Durmanın Önemi
.



İlgili Aramalar:

Mutlu evlilik, evlilik, mutlu evlilik sırları, başarılı evlilik nasıl olur? mutlu evlilik sırları, mutlu evliliğin kuralları nelerdir? evlilikte nasıl mutlu olunur, mutlu evlilik nedir, eşler birbirine nasıl davranmalı

NOT: Bu yazıya bağlayan terimler: Aile sağlığı, eşimle nasıl mutlu olurum, kocamla nasıl mutlu olurum, eşimle nasıl mutlu olabilirim, kocamla nasil mutlu olabilirim, kocanın kalbine gir kitabı okuyanlar, kocanın kalbine gir kitabını okuyan var mı, eşimle nasıl daha mutlu olurum, zayıflama.

Sayfa içeriğini göremiyorsanız; bilgisayarınız, şifreleriniz ve tüm kişisel bilgileriniz tehlikede olabilir!

Eğer bu sayfadaki makaleyi göremiyorsanız, büyük olasılıkla masum görünümlü "Reklâm Önleyici" bir program kullanıyorsunuz. Ancak, bu tür programların bazen böyle normal sayfa içeriğini görmenizi de engellediği; ve daha kötüsü, virüslerin bilgisayarınıza girmesi için birçok açık kapılar oluşturduğu biliniyor.

Ayrıca, milyar dolarlık yatırımlarla gerçekleştirilen internet hizmetleri (Google, Facebook, Youtube vs...), reklâmlar sayesinde bize bedava sunuluyor. Reklâmları engellemek bir tür hırsızlıktır ve yakın gelecekte internetteki herşeyin ücretli olmasına neden olacaktır. Facebook, Tweeter, Skype, Google, Yahoo, Youtube, Instagram, WhatsApp ve internetteki tüm diğer siteler için, her ay yüksek abonelik ücretleri ödemeye hazır mısınız? O kadar çok paranız var mı?

Reklâm engelleyici programı hemen devre-dışı bırakmanızı tavsiye ederiz. Ama herşeye rağmen o programı kaldırmak istemiyorsanız, sitemizin içeriğini görebilmek için, sitemizi "Beyaz Liste"nize eklemelisiniz. Sitemizde yazıların üstünü kapatan veya tam sayfa boyunda açılan, rahatsız edici reklâmlar yoktur.

Lütfen şimdi https://ailecesaglik.com/ sitemizi, Reklâm Önleme eklentinizin "Beyaz Liste"sine ekleyiniz.

Mutlu Evlilik İçin Yakınlaşmanın Önemi (Öykü) - -


5 Yorum

  1. Şebnem

    08 Şubat 2014 at 15:55

    Önceki mutlu evlilik yazınızda söz verdiğiniz öyküyü, sözünüzü tutup yayınlamışsınız, ama ben o günden beri ilk defa internete girdiğim için, ancak şimdi okuyabildim. Ve… Çok duygulandım. Mutlu evlilik için yakın durmanın ve yakınlaşmanın önemini çok iyi anlatan bir öykü…

    O günden beri internete giremediğimi söylemiştim. Sebebi de, yazının altında tavsiye ettiğiniz elektronik kitaplardan biriydi. İki haftadır tekrar tekrar o kitabı okuyorum. O gün, “Kocanın Kalbine Gir” kitabını ısmarlamıştım. İki dakika içinde internetten indirme linki geldi, hemen indirip okumaya başladım. O kadar güzel ve yararlı bir kitapmış ki, her bölümünü tekrar tekrar okuyarak, hepsini hayata geçirdim. Şu anda evimizdeki durumu kelimelerle anlatamam. Bir evde gizlice buluşup her anın tadını çıkaran liseli aşıklar gibiyiz. :D … Şimdi, diğer kitapları da satın almak üzere siteye girdiğimde yeni yazınızı görüp, bu teşekkür mesajını yazayım dedim. Sağolun, varolun.

  2. Emine, mutlu evlilik yazıları

    21 Mart 2014 at 10:55

    Mutlu evlilik veya mutlu ilişkiler hakkındaki yazılarınızı okuyorum. Çok işime yaradığını açıkça söyleyebilirim. Mutlu evlilik yolları yöntemleri ve püf noktaları hakkında bu kadar düzeyli ve yararlı yazılara daha önce rastlamamıştım. _

  3. Güzide

    17 Mayıs 2014 at 17:56

    Mutlu evlilik, evlilikte mutluluk, mutlu evliliğin sırları gibi aramalar yaparak bulduğum sitelerin en iyisi. Kaleminize sağlık, teşekkür ederim. _

  4. Cemile

    18 Mayıs 2014 at 09:01

    Mutlu Evlilik İçin Yakınlaşmanın Önemi başlıklı hikâyeyi okudum, çok duygulandım. Aynı evde yaşadığı halde, iletişimlerini sosyal medya üzerinden sağlayan ailelerin bile çokça var olduğu bir çağda, çok önemli bir yazı olduğunu düşünüyorum. _

  5. Ecemsu

    24 Mayıs 2014 at 15:01

    Mutlu evlilik hakkında güzel bir hikaye, ama sonu acıklı olmasaydı daha iyi olurdu. Üzüldüm. _

You must be logged in to post a comment Login

sitemap -- sitemap

banner